MEZHEPLERE GÖRE NAMAZ VE ORUÇ VAKİTLERİ

MEZHEPLERE GÖRE NAMAZ VAKİTLERİ

Bu bölümde farz namazları Hanefi, Şâfiî, Maliki ve Hanbeli Mezheplerinin farz namaz görüşlerine göre düzenlemiş bulunmaktayız. Bu mezheplerin dışında açıklamaya çalıştığımız Caferi Mezhebi’nde ise farz namaz inanışı Ehl-i Sünnet inanışından oldukça farklıdır. Bu mezhebin farz namazlara dair görüşüne, konumuzu açıklamaya başlamadan önce kısaca değinmeyi uygun buluyoruz.

Ca’feri’lerde farz namazlar; günlük namazlar, ayât namazı, cenaze namazı, tavaf namazı, büyük oğul namazı, ücret- ahd ve yemin dolayısıyla farz olan namazlar ve bayram namazları olmak üzere çeşitli kısımlara ayrılır. Günlük namazlar sabah (2 rekât), öğle (4), ikindi (4), akşam (3), yatsı (4) olmak üzere toplam 17 rekâttır.

Ayât namazı; güneş tutulması, ay tutulması, zelzele ve halkı korkuya sevk edecek şiddetti gök gürlemesi, şimşek çakması gibi durumlarda farz olup 2 rekât olarak kılınır.

Cenaze namazı kifâyî bir farz olup meyyite dua mahiyetinde olduğu için abdest almak şart değildir.

Büyük oğul namazına gelince, bu kısaca şudur: Vefat eden bir kimsenin üzerine farz olduğu halde kılamadığı namazlar varsa bunları kılmak o kişinin büyük oğluna farzdır. Şâyet büyük oğul bunları kendisi kılamazsa ücret vermek suretiyle birisine kıldırmak mecburiyetindedir. Annenin kılamadığı namazları kılmak ise büyük oğla farz olmamakla beraber şayet bunları da kılar ya da para karşılığı birisine kıldırırsa müstehaptır.450

450 Humeynî, Ayetullah Ruhullah b. Mustafa Humeyni Musevi 1409/1989, Zübdetü’l-Ahkâm, 2.
bs, Beyrut, Ed-Darü’l-İslamiyye, 1987, s. 45; Üzüm, İlyas, İnanç Esasları Açısından
Türkiyede Ca’ferilik, 1993, Tez (Doktora), s. 292-293; Akyüz, Vecdi, a.g.e, II, 146-147.

A. BEŞ FARZ NAMAZIN VAKİTLERİ

1. Farz Namazlarda Normal Vakitler

a) Sabah Namazı

Bazı müellifler vakitleri açıklamaya sabah namazından başlamayı tercih etmişlerdir. Bunun sebebi olarak ise birkaç gerekçe öne sürerler. Bunları belirtmek gerekirse;

– Sabah namazı gündüzün başlangıcıdır.

– Sabah namazının başlangıcı ile bitimi hususunda ihtilaf edilmemiştir.

– Adem (a.s)’ın cennetten çıktıktan sonra kıldığı ilk namaz sabah namazıdır. Yeryüzüne inince gece olmuş, Hz. Âdem daha önce böyle bir şey görmediği için korkmuştur. Sabah aydınlanınca Allah’a şükür için iki rekât namaz kılmıştır.451 Biz de konumuzu açıklamaya sabah namazından başlamayı uygun bulduk.

Hanefi, Şâfiî452, Maliki453, Hanbeli454 ve Caferi455 Mezheplerine göre sabah namazının vakti ufukta yayılan fecrin doğması anından (fecr-i sâdık) başlar güneş doğuncaya kadar devam eder. Bu ihtiyârî ve zarûrî vakti beraber düşündüğümüzde mümkündür. Çünkü Şâfiî, Hanbeli ve Malikilerden kabul edilen görüşe göre sabah namazının ihtiyârî vakti fecri sadık (ikinci fecir) doğunca başlar, gün aydınlanıncaya (isfâr) kadar devam eder. Gün aydınlamasından maksat, tavansız olan bir yerde sağlıklı bir gözün yüzleri görebileceği ve seçebileceği bir aydınlıktır. Yine bu aydınlıkta da yıldızlar görünmezler. Bu mezheplere göre günün aydınlanmasından güneş doğuncaya kadarki süre zarûret sahiplerine özeldir. Ancak Şâfiîi’lerin bazılarından gelen rivâyete göre, “sabah namazının vakti, ortalığın aydınlanması ile sona ermektedir”.456

451 İbn Nüceym, a.g.e I, s. 257; İbn Hümam, Kemâlüddîn, Muhammed İbn Abdilvâhid
(ö.861/1457), Fethu’l Kadir, 1. baskı, I-VI, Mısır-Bulak 1316/1898, I, 151; İbn Abidin, a.g.e,
II, 18.
452 Muhammed Zühri el-Gamrâvî, Envâru’l- Mesâlik Şerhi Umdeti’s-Sâlik Ve İddetü’n-Nâsik,
Dımaşk 1993/1413, Birlikte: Ebü’l-Abbas Şihabüddin Ahmed b. Lu’lu’ İbnü’n-Nakib el-Mısri,
Umdetü’s-salik ve umdetü’n-nasik, s. 67; Cezîrî, a.g.e, I, 185; Günenç Halil, Büyük Şafi
İlmihali, İstanbul, Umut Matbağacılık, 1998, s. 85; Celâleddin Muhammed b. Ahmed b.
Muhammed eş-Şafii Mahalli, 864/1459, Kenzü’r-râğıbîn şerhi Minhaci’t-Talibin, Beyrut:
Darü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2001/1422, s. 42; Remlî, a.g.e, I, 371.
453 el-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, s. 164-165; Ahmed Zeydânî el-Cekeni Şinkiti, Muhammed el-Emin,
1325/1907. Şerh-ü Halil b. İshak el-Mâlikî, Beyrut, Müessesetü’r-Risale, 1993. Birlikte:
Muhtasar, Ziyaüddin Ebü’l-Mevedde Halil b. İshak b. Musa Cündi, I, 134-135.
454 Makdisî, Ebu Abdullah Şemseddin Muhammed b. Müflih b. Muhammed İbn Müflih
(ö.763/1362), Kitâbü’l-Furu’, 4. bs. Beyrut, Âlemü’l-Kütüb, 1985, Birlikte: Ebü’l-Hasan
Alaeddin Ali b. Süleyman b. Ahmed Merdavi, Tashihü’l-furu’, 6 cilt, I, 303; Takıyyüddin
Muhammed b. Ahmed el-Fütuhi İbnü’n-Neccar, Müntehâ’l-İrâdât fi cem’i’l-mukni’ maa’ttenkih
ve ziyadat, Beyrut, Müessesetü’r-Risale, 1999/1419, Birlikte, Osman b. Ahmed b. Said
*Necdi, Haşiyetü’l-münteha, I, 152; Ebü’l-Berekat Mecdüddin Abdüsselam İbn Teymiyye,
728/1328, el-Muharrar fi’l-Fıkh, ala mezhebi’l-İmam Ahmed b. Hanbel, Matbaatü’s-
Sünneti’l-Muhammediyye, 1950/1369, Birlikte: Ebu Abdullah Şemseddin Muhammed b.
Müflih b. Muhammed İbn Müflih Makdisi , en-Nüket fi’l-fevaidi’s-sünniyye, I, 28; İbn
Kudâme, Muvaffakuddîn, Abdullah İbn Ahmed (ö.620/1223), Muğnî, 3. baskı, I-X, Dâru’l-
Menâr, Kahire 1970, I, 385-386.
455 Ali Tusi, a.g.e, I, 75; Humeyni, a.g.e, s. 46; Muhammed Cevad Muğniyye, a.g.e, s. 81;
Muhammed Cevad el-Huseyni’l Âmilî (ö.1226), Miftâhü’l Kerâme Fi Şerhi Kavaidi’l-
Allame: Salat (tah. Ali Asgar Mervareyd), Beyrut, 1998/1418, III, 51-53.
456 İbn Rüşd, a.g.e, II, 185; İbn Kudâme, Muvaffakuddîn, Abdullah İbn Ahmed (ö.620/1223), el-
Kâfi fi fıkhi’l-imami’l-mübeccel Ahmed b. Hanbel thk. Muhammed Züheyr Şaviş. 3. bs.
Beyrut: El-Mektebetü’l-İslamiyye, 1982, 4 cilt, I, 97-98; el-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 164-165;
Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 134-135.

Fecir iki tanedir. Fecr-i kazib ve fecr-i sadık. Fecr-i kazibe Araplar kurdun kuyruğu ismini vermişlerdir. O semadan uzunlamasına ortaya çıkan peşinden karanlığın geldiği bir beyazlıktır. Bu beyazlıktan sonra yine karanlık geldiği için buna “fecr-i kâzib (yalancı fecir)” adı verilmiştir. Vakitle ilgili hükümler fecr-i sadığa bağlanır. Fecr-i sadık ise ufukta yayılan bir beyazlıktır. Fecr-i sadık doğmadıkça, fecr-i kazibin doğmasıyla namaz vakti girmiş olmaz, oruçluya da yemek yemek haram olmaz.457 Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Tan yerinin ağarması ikidir. Birisi yemek yemeyi haram kılan ve namaz kılmayı helal kılan vakittir. Diğerinde ise, sabah namazını kılmak haram, yemek yemek ise helaldir.”458 Bu hadiste sözü edilen birinci vakit fecr-i sadık, ikinci vakit ise fecr-i kâzibtir. Yine başka bir hadiste; “Sabah namazının vakti ikinci fecrin doğmasından, güneşin doğuşuna kadardır”459 buyurulmaktadır.

457 İbn Nüceym, a.g.e, I, 257; Serahsi, Muhammed İbn Ahmed İbn Ebî Selh (Ö.490/1097),
Mebsut, 3. baskı, I-XXX, nşr. Dâru’l-Ma’rife, Beyrut 1398/1978, I, 141; Komisyon, el-
Fetava’l-Hindiyye, der: Burhanpurlu Şeyh Nizam; yay. haz. İsmail Karakaya; trc. Mustafa
Efe. Ankara: Akçağ Yayınları, 1985. 16 cilt., I, 51; Komisyon, el-Mevsûatü’l-Fıkhiyye,
XXVII, 318-319; Emir Abdül’azîz, a.g.e, I, 531; İbn Hümam, a.g.e, I, 151; Cezîrî, a.g.e, I, 185;
Mevsılî, a.g.e, I, 38; Kâsânî, a.g.e, I, 558-559; Mergınânî, Alî İbn Bekr (ö.593/1197), Hidâye
Şerhu Bidâyeti’l-Mübtedî, İstanbul, Kahraman Yayınları, 1986. I, 41; Ayrıca bk. Akyüz,
Vecdi, a.g.e, I, 363; Komisyon, İsam İlmihâli, I, 234; Şentürk, Lütfü-Yazıcı Seyfettin,
Diyanet İslam İlmihali, Diyânet İşleri Başkanlığı Yayınları, Ankara, 1996, İkinci Baskı, s.
120; Bilmen, a.g.e, s. 112; Saîd Havvâ, a.g.e, III, 173; Mutlu, İsmail, Hanefi ve Şafilere Göre
Kur’an ve Sünnet Işığında Büyük İslam İlmihali, İstanbul, Mutlu Yayıncılık, 1995, s. 310-
311; Yıldırım, Celal, Kaynaklarıyla İslam Fıkhı, 3. bs, Ankara, Uysal Kitabevi, s. 176;
Soysaldı, a.g.e, s. 52.
458 İbn Huzeyme, I, 183; Hâkim, Müstedrak, II, 191.
459 Buhârî, Mevâkît, 27; Ebû Dâvûd Salât, 2; İbn Mâce, Salât, 2; Nesâî, Mevâkît,15; İbn Hanbel,
II, 210, 213, 223.

Fakîhler, sabah namazının girmesinde “fecr-i sadık”’ın hemen doğma anına mı, yoksa doğup etrafa yayılma zamanına mı itibar edilmesi gerektiği hususunda farklı görüşler ortaya koymuşlardır. İkinci anlamdaki görüşte bir genişlik ve rahatlık vardır. İnsanı tamamen şüpheden kurtarmaktadır. Fıkıh bilginlerinin çoğu da bunu uygun bulmuşlardır. Ancak oruç ve yatsı vakti konusunda ihtiyata daha uygun olanı birinci anlamdaki görüştür. Sabah namazı konusunda ise ikinci anlamdaki görüş ihtiyata daha uygundur.460 Bu konuda meşhur olan Cibril (a.s)’in imameti ile ilgili hadis-i şeriftir. İbn-i Abbas (r.a)’dan rivâyet edilen bu hadis-i şerif şudur: “Cebrail (a.s), Resûlullah (sav)’e gelerek Kâbe’de birinci günü fecrin doğuşu vaktinde imam oldu. İkinci gün, oldukça beyazlık görünüp, güneş doğmaya yakın olduğu vakitte imam oldu. Sonra Cebrail (a.s): “- Bu iki vaktin arası senin için ve ümmetin için vakittir” dedi.461

Sabah namazının son vakti güneş doğduğu andır.462 Bunun delili şu hadisi şeriftir; “Sabah namazının vakti, ikinci fecrin doğmasından güneşin doğuşuna kadardır.”463

Sabah namazının birinci rekâtını kılan bir kimse ikinci rekâtı kılarken güneş doğsa, Şâfiîî, Hanbelî, Mâlikî ve Caferi Mezheplerine göre namaza devam edilir. Bu durumda sabah namazı eda edilmiş olur.464 Bu mezhepler görüşlerine delil

olarak;

“Kim ikindi namazından bir rekâti güneş batmazdan önce kılabilirse ikindi namazına yetişmiş demektir. Kim de sabah namazından bir rekâti güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir.”465 hadisini delil olarak getirirler. Bu hadis-i şerif, bazı farklı lafızlarla Kütüb-ü Sitte’nin tamamında mevcuttur.

459 Buhârî, Mevâkît, 27; Ebû Dâvûd Salât, 2; İbn Mâce, Salât, 2; Nesâî, Mevâkît,15; İbn Hanbel,
II, 210, 213, 223.
460 İbn Nüceym, a.g.e, I, 257; Komisyon, el-Fetava’l-Hindiyye, I, 51.
461 Tirmizi, Mevâkît 1; Ebu Dâvûd, Salât 2; Nesâî, Mevâkît, 6, 19, 15; İbn Hanbel, I, 383; II, 330;
Mâlik, Muvatta’, Salât, 9.
462 İbn Nüceym, a.g.e, I, 257; İbn Hümam, a.g.e, I, 151;Emir Abdül’aziz, a.g.e, I, 531; Vehbe
Zuhaylî, Fıkhu’l- İslâmî ve Edilletühhû, 2. bs, Dımaşk, Darü’l-Fikr, 1985, I, s. 507-508.
463 Buhârî, Mevakit, 27; Ebû Dâvud, Salât, 2; İbn Mâce, Salat, 2; Nesâî, Mevâkit, 15; İbn Hanbel,
II, 210, 213, 223.
464 Mâverdî, a.g.e, II, s. 26-29; el-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 170; Ali Tusi, a.g.e, I, 75.
465 Buhârî, Mevakit, 28; Müslim, Mesâcid, 165; Ebû Dâvud, Salât, 5; İbn Mâce, Salât 11; Nesâi,
Mevâkît 11, 28; Tirmizî, Mevâkit, 23; Dârimî, Salât, 22; İbn Hanbel, II, 254, 282.

Ebû Hanife ise sabah namazı kılarken güneş doğması halinde namazın batıl olacağı kanaatindedir. Hanefî mezhebi âlimleri, bu hadiste geçen “yetişmiş sayılır” ifadesini farklı şekilde açıklayarak; “Bu hadis, güneş doğmadan önce bir rekât kadar bir vakit varken, bir çocuk buluğa ererse, kâfir Müslüman olursa, kadın âdetten temizlenirse, deli kendine gelirse, sabah namazına yetişmiş sayılır demektir.” yorumunu yapmaktadırlar.

Görüldüğü gibi bu rivâyet ilk bakışta İmam-ı Azam’ın aleyhine sarih bir delildir. Fakat güneş doğarken namaz kılmanın haram olduğunu bildiren hadisler mütevatir derecesindedir. Bu esnada namazın mübah olduğuna delalet eden hadisler ise bu tevatür derecesinde değildir. Bundan dolayı güneş doğarken namaz kılmayı mübah gören hadislerin nesh edilmiş olduğunu kabul etmek gerekir.466

Güneş doğduktan sonra, öğle vaktine kadar olan süre, kendisinde hiçbir farz namaz bulunmadığından dolayı mühmel bir vakit olarak kabul edilir.467

b) Öğle Namazı

Bazı fıkıhçılar namaz vakitlerini açıklamaya sabah namazından başladıkları gibi bazı fıkıhçılar da namaz vakitlerini açıklamaya öğle namazıyla başlarlar. Bunun sebebi olarak;

– Cebrâil (a.s)’ın Nebi (s.a.v)’e vakitleri öğrettiği zaman ilk önce öğle namazıyla başlamış olduğunu,

– Nebi (s.a.v)’in sahabelere namaz vakitlerini öğrettiğinde ilk önce öğle namazıyla başlamasını,

466 Canan, İbrahim, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Ankara : Akçağ Yayınları,
1989, VIII, 281; Kayapınar, Hüseyin-Yeniel, Necati, Sünen-i Ebû Dâvûd Terceme ve Şerhi,
12 cilt. Şamil Yayınevi, 1988, İstanbul, II, s. 151-152; Mutlu İsmail, a.g.e, s. 311.
467 Akyüz Vecdi, a.g.e, I, 363; Döndüren Hamdi, a.g.e, s. 198; Soysaldı, a.g.e, s. 53.

- Sahabelerinde namaz vakitlerini soranlara ilk önce öğle namazıyla başlamalarını,

– Öğle namazının farz kılınan namazların ilki olmasını gösterirler. Sonra ikindi farz kılınmıştır. İkindi namazından sonra ise; akşam, yatsı ve sabah namazları farz kılınmıştır.468 İsrâ gecesinin hemen peşindeki gün Cebrail (a.s) namaz vakitlerinin başlangıç ve bitim zamanlarını göstermek için Peygamberimizin huzuruna gelmiştir. Beş vakit namazın farz kılınmasından sonra Cebrail (a.s)’ın ilk kıldırdığı namaz öğle namazı olduğu için bu namaza “salât-ı ûlâ” da denilmiştir. 469

Şâfiî470, Maliki471, Hanbeli472, Caferi473 ve Hanefi fıkıh âlimleri arasında öğle namazının ilk vaktinin fey-i zeval474 olduğunda ve bu vakit gelmeden öğle namazını kılmanın caiz olmayacağı konusunda ittifak vardır.475

Fey-i Zeval: Öğle namazının vakti güneşin tepe noktasını geçip batıya doğru kaymasından sonra başlar. Güneşin tepe noktasını aşmasına “zeval” denilir. “Zeval” örfi gündüzün476 tam ortasına denk gelir. Mesela örfi gündüz on saat ise, bu sürenin yarısı (beş saat) zeval vaktidir ve güneş görünüşe göre gökteki yarı yolu kat etmiş olur. Bu ana kadar her şeyin gölgesi doğudan batıya doğru düşmekteyken bu andan sonra batıdan doğuya doğru düşmeye başlar. İşte güneşin tam bu yarı yola geldiği anda yere düşen gölgesine “zeval anındaki gölge” anlamında “fey-i zeval” denir. Fey-i zeval’in yönü ve uzunluğu bölgenin ekvatordan uzaklığına, kuzey veya güney yarımkürede oluşuna göre değişir.477

468 İbn Kudâme, Muğnî, I, 370-371; İbn Nüceym, a.g.e, I, 257; Muhammed Cevat Muğniyye,
a.g.e, I, 79.
469 Komisyon, Tecrid-i Sarih Tecümesi ve Şerhi, II, 462-463.
470 Celâleddin Muhammed, a.g.e, s. 42; Remlî, a.g.e, I, s. 362-364; Mâverdî, a.g.e, II, 12-14.
471 el-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 156-158; Haraşi, Ebu Abdullah Muhammed b. Abdullah el-Maliki
1101/1689, el-Haraşi ala muhtasari seyyidi Halil, Beyrut, Daru Sadır, 1317, Birlikte: Ali b.
Ahmed b. Mükerremillah es-Saidi Adevi, Haşiyetü’ş-şeyh Ali el-Adevi; Ebü’l-Mevadde
Ziyaüddin Halil b. İshak b. Musa Cündi, el-Muhtasar, I, s. 211-212; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I,
131-132; Ezherî, Salih Abdüssemi’ el-Abi, Cevâhirü’l İklîl, Şerhu Muhtasari’l-Allameti’şŞeyh
Halil, I-II, Beyrut ty, I, s. 32; Cezîrî, a.g.e, I, 183.
472 Makdisî, a.g.e, I, 298; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I,
149; Muhammed b. Ebî Süleymân el-Bekrî, El-İstiğnâ, I, 262; İbn Kudâme, El-Kâfi, I, 95-96.
473 Ali Tusi, Mebsût, I, 72; Humeyni, a.g.e, s. 46.
İlgili rivayetler için bk. Âmilî, İbnü’l-Hür Muhammed b. Hasan b. Ali el-Meşgari Hür
(ö.1104/1693), Vesâilü’ş Şia ila tahsili mesaili’ş-şeria, 6. bs. Beyrut: Dar-u İhyai’t-Türasi’l-
Arabi, 1991/1412. 20 cilt, III, 102-111; Ali Tûsî, a.g.e, I, 245-262.
474 Zeval Vakti: Güneşin o bölge meridyeninden üst geçişi vaktidir. Bölgedeki gerçek saatin
(memleket saat ayarı değil) 12.00 olduğu zamandır. Pratik olarak öğle namazının takvimde
gösterilen vaktinden 10 dakika çıkarmak suretiyle bulunur. Bir şakul ipinin yahut düzgün köşe
duvarlarının gölgesinin tam kuzey- güney doğrultusunda olduğu andır. Fey-i zeval, bulunulan
zaman ve yere göre uzayabilir, kısalabilir, belirsiz de olabilir. (Karaman, Hayreddin, İslamın
Işığında Günün Meseleleri, İstanbul 1982, I, 101; Bilmen, a.g.e, s. 113)
475 Emin Abdülhafız Ebu Bekr Ragrugi, İttifâgât-ı ibn Rüşd el-Hafid min hilali kitabihi
Bidayeti’l-Müctehid, Camiatu Sebha, 2001, I, 264; Komisyon, el Mevsuatu’l- Fıkhiyye,
XXVII, 310; Muhammed Cevat Muğniyye, a.g.e, I, 79; Kâsânî a.g.e, I, 561.
476 Güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre örfi gündüzdür. Bu tabirle fecr-i sâdık dikkate
alınmamaktadır.
477 Komisyon, İsam İlmihâli, I, 235.

Fey-i zevâl şu yöntemlerden biriyle tespit edilebilir:

– Düz bir yere bir şahsı yerleştiririz. Sonra gölgesinin baş tarafına bir işaret koyarız. Gölge işaretlenen çizgiden daha az oluyorsa bu an zeval vaktinden öncedir. Şâyet gölge ne o işareti geçiyor ne de ondan noksan oluyorsa bu vakit de istiva vaktidir. Şâyet gölge işaretlenen yeri aşarsa güneşin zeval vakti o andır. Şahsın gölgesi, güneşin istiva anındaki gölgesi hariç kendi misline ulaşırsa bu da ikindi vaktinin başlangıcıdır. Başka bir deyişle, ikindi vaktinin ilk anı en az ziyadeyle bir şeyin gölgesinin kendi ölçüsünü aşmasıdır.478

– Güneşin meyletmesi, gölge yoksa gölgenin ortaya çıkmasıyla, gölge varsa gölgenin sabit hale gelmesiyle bilinir.479

– Yere dikilecek herhangi bir şeyle de zeval vaktinin belirlenebileceği kitaplarda zikredilmiştir. Düz bir araziye düz bir değnek dikilir. Gölgesinin boyuna bir işaret konur. O çizilen işaretten gölge kısalmaya devam ettikçe bu zevalden önceki vakittir. Gölge ne artıyor ne de eksiliyorsa bu zeval vaktidir. Gölge uzamaya başlamışsa güneş zeval vaktini geçmiş demektir.480

478 Emir Abdül’aziz, a.g.e, s. 525.
479 Celâleddin Muhammed, a.g.e, s. 42; Remlî, a.g.e, I, 362-364; Mâverdî, a.g.e, II, 12-14.
480 Kâsânî, a.g.e, I, 562.

- Öğle vaktinin başlangıcını belirlemede ise İmam Muhammed’den şöyle bir görüş nakledilmektedir: Bir kişi kıbleye karşı ayakta durur. Güneş sol kaşının üzerindeyse zeval yoktur. Sağ kaşının üzerine gelince zeval vakti girmiştir.481

– Öğle namazının vaktini bildiren bazı hadislerde de peygamberimizin “gölge ayakkabı bağı kadar” olduğunda öğle namazını kıldığı zikredilmektedir.482

Bu ifade kesin bir sınır ifade etmemektedir. Ancak güneşin batı tarafına yönelmesi, gölgenin görülebilecek en küçük haline düşmesinden sonra olur. Düşeceği en küçüklük ise tahminen bir ayakkabı bağı veya benzeri bir şeyin büyüklüğüdür. Ancak bu büyüklük zeval vaktinin bilinmesi konusunda bütün beldeler için geçerli bir ölçü değildir. Bu ancak Mekke ve Medine gibi gölgenin iyice küçüldüğü yerler için geçerlidir. Öyle ki Mekke’de ve Medine’de senenin en uzun günlerinde fey-i zevâl vaktinde yeryüzünde gölge bulunmamaktadır. Bunun gibi ekvator çizgisine yakın tüm beldelerde günün ortasında gölgeler oldukça küçülür. Ama ekvator çizgisinden daha uzak beldelerde günün ortasında gölgeler daha uzun olur.483

Örneğin senenin en uzun olduğu 21 Haziran’dan, 26 gün önce ve 26 gün sonra Mekke’de zeval vaktinde eşyalarda gölge oluşmamaktadır. Bu günlerde cisimlerde gölge ortaya çıktığında güneşin tam tepe noktasından aştığı anlaşılmış olur. Dolayısıyla da öğle namazının vakti girmiş olur.484

481 Kâsânî, a.g.e, I,s. 562; Komisyon, el-Fetava’l-Hindiyye, I, 51; İbn Abidin, a.g.e, II, 20-22;
Saîd Havvâ, a.g.e, III, 174.
482 İbn Hanbel, I, 333, 354; Ebû Dâvud, Mevâkît, 2 (No:393); Tirmizî, Mevâkît, 1 (No:149).
483 İbn Hümam, a.g.e, I, 152; Miras, kamil (ö.1376/1958), Sahîh-i Buhârî Muhtasarı Tecrid-i
Sarih Tecümesi ve Şerhi, I-XII, 2. baskı, D.İ.B., yayını, Ankara 1957/1972, II, 462-463; Saîd
Havvâ, a.g.e, III, 182.
484 Nevevî, Ebu Zekeriyya Yahya b. Şeref (ö.676/1277), Kitâbu’l- Mecmu’ Şerhü’l-Mühezzeb
li’ş-Şirâzî, Mektebetü’l-İrşâd, Cidde/Suud, III, 29; Mâverdî, a.g.e, II, s. 12.
Örnek olması bakımından Irak ve Şam bölgelerine göre de her ayın ortasında gölge boylarını
belirtecek olursak;-Haziran ayının ortasında; gölge bir ayak ve onun üçte biri olduğunda güneş
zeval vaktine ermiş demektir. Bu zamandaki gölge, gölgenin en kısa olduğu zamanı
göstermektedir.-Temmuz ve Mayıs aylarının ortasında ise, gölge bir buçuk ayak ve onun üçte
biri olunca güneş zevale ermiş demektir.
- Ağustos ve Nisan aylarının ortasında ise, gölge üç ayak olunca güneş zevale ermiş
demektir.- Mart ve Eylül aylarının ortasında ise, gölge dört buçuk ayak olunca güneş zevale
ermiş demektir. ( 21 Mart ve 23 Eylül gece ile gündüzün eşit olduğu zaman dilimleridir.)-
Ekim ve Şubat aylarının ortalarında ise, gölge altı buçuk ayak olunca güneş zevale ermiş
demektir.- Kasım ve Ocak aylarının ortalarında ise, gölge dokuz ayak olunca güneş zevale
ermiş demektir.- Aralık ayının ortasında ise, gölge on ayak ve on ayağın altıda biri olunca
güneş zevale ermiş demektir. ( İbn Kudâme, Muğnî, I, 372-373.)

Öyleyse hadislerde geçen gölgeyle vakit tayinini bağlayıcı bir sınır olarak düşünmemek gerekir. Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi, sabit gölge boyları namazın vaktini tayin etmek için uygun değildir. Çünkü zamana, zemine, bölgeye, mevsime ve günün güneşli veya bulutlu olmasına göre değişkenlik göstermektedir.

Öğle namazı vaktinin başlangıcı ile ilgili olarak bütün müçtehitlerin dayandığı delil şu âyettir: “Güneşin batıya kaymasından gecenin karanlığına kadar geçen süre içinde, namazları kıl, sabah namazını da eda et. Şüphesiz sabah namazında melekler hazır bulunur.”485 Sünnetten delil ise Peygamberimiz (s.a.v)’in şu hadisidir: “Şüphesiz namazın ilk ve son vakti vardır. Öğlenin ilk vakti, güneşin tepe noktasından zail olduğu zamandır…..”486

Hanefi âlimleri arasında öğle namazının son vakti hususunda ihtilaf vardır. Bu konuda Ebu Hanife’den üç görüş rivâyet edilmektedir:

1-Muhammed b. Hasan eş-Şeybani (ö.189/805), Ebu Hanife’nin şöyle söylediğini nakletmiştir: “Güneş tam tepe noktasında olduğu anki gölge hariç her şeyin gölgesinin iki misli olduğu anda öğle namazının vakti çıkar ve ikindi namazının vakti girer.

2-Hasan b. Ziyâd el-Lü’lüî (ö.204/819)’nin Ebu Hanife’den rivâyetinde feyi zeval hariç her şeyin gölgesinin kendi misli olduğu anda öğle namazının vakti çıkar ve ikindi namazının vakti girmiş olur. Bu görüşü Ebu Yusuf, Muhammet ve Züfer’de kabul etmiştir.

3-Ebu Hanife’den Esed b. Amr’ın rivâyetinde ‘Fey-i zeval hariç her şeyin gölgesinin kendi misli olduğu zaman öğle namazının vakti çıkar. Her şeyin gölgesinin kendisinin iki misli olduğu ana kadar ikindinin vakti girmez. Öğle namazıyla ikindi namazı vakti arası ise, sabah namazıyla öğle namazında olduğu gibi mühmel vakittir.

485 İsrâ,17/78
486 İbn Hanbel, II, 232;Tirmizî, Salât,151; Beyhâki, I, 375-376.(Ebu Hureyre’den)

Ebû Hanîfe’nin görüşü olarak bu mezhepte kabul edilen ise Muhammed’in Ebu Hanife’den rivâyetidir ki o da; ‘Fey-i zeval hariç her şeyin gölgesinin kendisinin iki misli olduğu zaman öğle namazının vakti çıkar ve ikindinin vakti girer” görüşüdür.487 Ülkemizin birçok köylerinde de amel buna göredir.488

Ebû Hanîfe’nin delili ise, Hz. Peygamber’in şu hadisidir:489 “Sizinle sizden önce geçmiş ümmetlerin misali, ücret karşılığında kiralanan bir kişinin durumu gibidir. Allah (c.c.) şöyle buyurdu; “Kim benim için sabahtan öğleye kadar bir kırat karşılığında çalışır?” Yahudiler çalıştılar. Sonra “kim benim için öğleden ikindiye kadar bir kırat karşılığında çalışır?” Buyurdu. Hıristiyanlar çalıştılar. Sonra da “kim ikindiden akşama kadar iki kırat karşılığında benim için çalışır?” Buyurdu. Sizler çalıştınız. Sizler daha az çalışarak çok karşılık elde ettiniz.”490

Bu hadis ikindi namazının müddetinin öğle namazının süresinden daha kısa olduğunu gösterir. Bu durum da ancak Ebu Hanife’nin dediği gibi olursa mümkündür.

Ebû Hanîfe’nin bir başka delili ise, Hz. Peygamber’in şu hadisidir: “Öğle namazını hava serinlediği zaman kılınız. Çünkü öğle vaktindeki sıcaklığın şiddeti, cehennemin sıcaklığını andırır.”491 Bu hadisten delil çıkarma şekli ise namazı soğuk bir ana ertelemek, ancak her şeyin gölgesinin kendisinin iki misli olduğu anda gerçekleşir. Sıcak, özellikle de Mekke’de bu vakitten önce sakinleşmez.492

Şâfiî493, Maliki494, Hanbeli495 ve Hanefilerden Ebû Yusuf ile İmam Muhammed ise; “fey-i zeval hariç her şeyin gölgesinin kendi misli kadar olduğu zaman öğlenin vakti sona erer” demişlerdir. Ülkemizdeki amel de bu istikamettedir.496 Ancak Şâfiîler, öğle namazının son vaktinin zarûret sahiplerine özel olduğu görüşündedir.497

487 Kâsânî, a.g.e, I, 561-562; İbn Hümam, a.g.e, I, 152; Serahsi, a.g.e, I, 142-143; İbn Abidin,
a.g.e, II, 20-21; Mevsîlî, a.g.e, I, 38; Emir Abdül’aziz, a.g.e, I, 524-525.
488 Yeniel, Necati, a.g.e, II, 120.
489 Kâsânî, a.g.e, I, 564-565.
490 Buhârî, İcâre, V, 204.
491 Buhârî, Mevâkît, 9, 10, Ezân, 18, Bed’ü’l halk, 10; Ebû Dâvud, Salât, 4; Tirmizî, Salât, 5;
Nesâî, Mevâkît, 5; İbn Mâce, Salât, 4.
492 Kâsânî, a.g.e, I, 567; Emir Abdül’aziz, a.g.e, I, 525.
493 Celâleddin Muhammed, a.g.e, 42; Remlî, a.g.e, I, 362-364; Mâverdî, a.g.e, II, 12-14.
494 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 156-158; Ali el-Adevî, a.g.e, I, 211-212; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I,
131-132; Ezherî, a.g.e, I, s. 32; Cezîrî, a.g.e, I, 183.
495 Şemsüddîn el-Makdisî, a.g.e, I, 298; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Takiyyüddîn el-
Futûhî, a.g.e, I, 149; Muhammed b. Ebî Süleymân el-Bekrî, el-İstiğnâ, I, 262; İbn Kudâme, el-
Kâfî, I, 95-96.
496 İbn Hümam, a.g.e, I, 153; Mevsılî, a.g.e, I, 38; Mergınâni, a.g.e, I, 41; ayrıca bk. Akyüz Vecdi,
a.g.e, I, 363-364; Komisyon, İsam İlmihâl, I, 234-236; Şentürk Lütfü, a.g.e, s. 120-121;
Bilmen, a.g.e, s. 112; Saîd Havvâ, a.g.e, III, 173-174; Mutlu İsmail, a.g.e, s. 311-312; Yıldırım,
Celal, a.g.e, s. 177-178; Soysaldı, a.g.e, s. 53-54.
497 Gamrâvî, a.g.e, s. 66-68.

 

Cumhurun bu vakit hususundaki delilleri; Cebrâil (a.s)’ın Hz. Peygamber yapmış olduğu imamlıktır. Şöyle ki; İbn Abbas’tan rivâyet olunduğuna göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Cibril (a.s) bana, Beytullah’ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide öğleyi, gölge ayakkabı bağı kadarken kıldı. Sonra, ikindiyi her şey gölgesi kadarken kıldı. Sonra akşamı güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra yatsıyı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra sabahı şafak sökünce ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. İkinci sefer öğleyi, dünkü ikindinin vaktinde her şeyin gölgesi kendisi kadar olunca kıldı. Sonra ikindiyi, her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca kıldı. Sonra akşamı, önceki vaktinde kıldı. Sonra yatsıyı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra sabahı, yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibrîl (a.s) bana yönelip: “Ey Muhammedl Bunlar senden önceki peygamberlerin vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır!” dedi. “498

Bu hadisten iki yönden hüküm çıkarılmaktadır;

-Cebrail’in ilk gün ikindi namazını her şeyin gölgesinin kendi misli olduğunda kıldırması, ikindi namazının vaktinin ilk anının bu vakit olduğunu göstermektedir. Zaruri olarak da bu vakit öğle namazının son vakti olmaktadır.

– Cebrail (a.s)’ın ikinci günkü imameti namaz vakitlerinin sonunu belirtmek içindir. İkinci günde öğle namazını her şeyin gölgesinin kendi misli kadar olduğu andan sonraya geciktirmemesi öğle namazının son vaktinin çoğunluğun belirttiği şekilde olduğuna delildir.499

498 Tirmizi, Mevâkît 1; Ebu Dâvûd, Salât 2; Nesâî, Mevâkît, 6, 19, 15; İbn Hanbel, I, 383; II, 330;
Mâlik, Muvatta’, Salât, 9.
499 Kâsânî, a.g.e, I, 564; Mevsîlî, a.g.e, I, 38; Vehbe Zuhaylî, a.g.e, I, 508-509.

Yani öğle namazının vaktinin sonu, güneş tam tepe noktasındayken mevcut olan gölge hariç, her şeyin gölgesinin kendi misli kadar olduğu andır.

Öğle namazının bitimi hakkında açıklamaya çalıştığımız ihtilaftan dolayı bazı Hanefi hukukçuları ihtiyatlı bulunmanın gerektiği kanaatine varmıştır. Bu konudaki ihtiyat şudur: Cisimlerin gölgesi bir mislini bulmadan önce öğle namazını kılmak; iki mislini buluncaya kadar bekleyip ikindi namazını o zamanda kılmaktır. Ta ki her namaz şüpheden uzak olarak kendi vaktinde kılınmış olsun.500 Böylelikle bütün mezhep imamlarının görüşüne uyulmuş olur. Bu görüş ayrılığına rağmen, bazı hukukçular, iki görüşe göre de kılınan öğle namazının caiz olduğunu belirtmişlerdir. Yani Ebu Hanife’nin görüşüyle amel ederek her şeyin gölgesi fey’i zeval hariç kendisinin iki katı oluncaya kadar öğle namazı kılınabileceği gibi, İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in görüşleriyle de amel edilerek gölge her şeyin bir katı olduktan sonra ikindi namazı kılınabilir.501

c) İkindi Namazı

İkindi vakti; Mâlikî502, Şâfi503, Hanbeli504 ve Hanefîler’den İmameyn’e göre505, her şeyin gölgesinin bir misli, Ebû Hanîfe’ye göre ise, iki misli olduğu andan itibaren başlar ve ittifakla güneşin battığı zamana kadar devam eder.506 Malikilerde meşhur olan görüşe göre öğle ile ikindi vakitleri arasında mukîmlikte dört, misafirlikte de iki rekât kadar ortak bir zaman vardır.507 Bu ortak zamanın öğle namazının vaktine mi ikindi namazının vaktine mi dahil olduğu hususunda mezhep içerisinde ihtilaf oluşmuştur. Mezhepte meşhur olan görüşe göre, iki namaz arasındaki müşterek vakit, öğle namazının sonundadır. Bu görüşe göre, ikindi namazı gölgenin bir boy olmasından önce kılınsa, namaz, vakti içinde kılınmış olur fakat öğle namazı gölgenin bir boy olmasından sonra kılınsa namaz kılan kişi günah işlemiş sayılır.508

500 Komisyon, Fetava’l-Hindiyye, I, 51; İbn Abidin, a.g.e, II, 21; Yıldırım Celal, a.g.e, s. 176;
Saîd Havvâ, a.g.e, III, 198; Komisyon, İsam İlmihâli, I, 235; Şentürk Lütfü, a.g.e, s. 120
501 Akyüz Vecdi, a.g.e, I, 364; Şentürk Lütfü, a.g.e, s. 121; Mutlu İsmaila.g.e, s. 312.
502 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 158-159; Ali el- Adevî, a.g.e, I, 212; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 132.
503 Celâleddin Muhammed, a.g.e, s. 42; Remlî, a.g.e, I, 364-365; Mâverdî, a.g.e, II, s. 16-19.
504 Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 151; Mecdüddîn ebû’l-Berekât, a.g.e, I, 28; Şemsüddîn el-
Makdisî, a.g.e, I, 301.
505 Komisyon, el-Mevsûatü’l-Fıkhiyye, XXVII, 312.
506 Kâsânî, a.g.e, I, 567-568; Vehbe Zuhaylî, a.g.e, I, 509-510; İbn Nüceym, a.g.e, I, 258; Zeylai’,
Fahruddîn Osman İbn Alî (ö. 743/1342), Tebyînü’l-Hakâık alâ Kenzi’d-Dekâik, el-Emîriyye
tab’ı. Birlikte: Ebü’l-Berekat Hafızüddin Abdullah b. Ahmed b. Mahmud Nesefi, Kenzü’ddekaik;
Ebü’l-Abbas Şihabüddin Ahmed b. Muhammed b. Ahmed Şelebi, Haşiye ala tebyini’lhakaik
, I, 216-217; İbn Hümam, a.g.e, I, 153-154; Serahsi, a.g.e, I, 143-144; İbrâhim B.
Muhammed b. İbrâhim El-Halebî (Ö.956/1549), Mülteka’l-Ebhûr, Suriye 1989. 1. Baskı, I,
55-56.
507 Muhammed Cevat Muğniyye, s. 80; Cezîrî, a.g.e, I, 183; El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 158-159;
Ali el- Adevî, a.g.e, I, 212; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 132; Ezherî, a.g.e, I, 32.
508 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 160; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 133.

Cumhurun da kabul ettiği gibi ikindi namazının son vaktinin güneşin battığı an olduğunu ortaya koyan bir hadiste Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

“Kim ikindi namazından bir rekâti güneş batmazdan önce kılabilirse ikindi namazına yetişmiş demektir. Kim de sabah namazından bir rekâti güneş doğmazdan önce kılabilirse, sabah namazına yetişmiş demektir.”509

Bu görüşe Hanefiler’den ihtilaf eden sadece Hasan bin Ziyad (ö.204/819)’dır. Onun görüşü ise; güneş sarardığı zaman ikindinin vakti çıkar. Bu konudaki delili ise, Nebi (s.a.v)’in şu hadisidir;

“İkindi namazının vakti güneş sararmadıkça devam eder.”510

Bu zikredilen hadis, ihtiyari vakti açıklıyor olması mümkündür.511 Nitekim Malikiler de, ikindi namazının ihtiyârî vaktinin, güneşin sararmasına kadar devam ettiği görüşündedir.512 İbn Hanbel’den de bu yönde bir görüş nakledilmektedir.513 Şâfiîîlere ve Hanbelilerden kabul edilen görüşe göre ise ikindinin ihtiyârî vakti, her şeyin gölgesinin kendisinin iki misli olduğu ana kadardır.514 Şâfiîler’de, pek kabul görmeyen bir görüşe göre ise; her şeyin gölgesi kendisinin iki misli olduğunda ikindi namazının vakti biter. Bu vakitten sonra kılınan namaz kaza olmuş olur. Ancak fetva yukarıda zikrettiğimiz görüşe göre verilmiştir.515

509 Buhârî, Mevakit, 28; Müslim, Mesâcid, 165; Ebû Dâvud, Salât, 5; İbn Mâce, Salât, 11; Nesâî,
Mevâkît, 11, 28; Tirmizî, Mevâkit, 23; Dârimî, Salât, 22 (II, 254, 282).
510 Müslim, Mesâcid, 612; Nesâi, Mevâkît, 522; İbn Hanbel, VI, 954.
511 Zeylai’, a.g.e, I, 216-217; İbn Nüceym, a.g.e, I, 258.
512 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 158-159; Ali el- Adevî, a.g.e, I, 212; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 132.
513 Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 151; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Şemsüddîn el-
Makdisî, a.g.e, I, 299-300; İbn Kudâme, Muğnî, I, 376-377; İbn Kudâme, el-Kâfi, I, 96.
514 Gamrâvî, a.g.e, s. 66-67; Nevevî, a.g.e, III, 32; Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 151;
Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28.

İkindi namazını güneş sararıncaya kadar geciktirmek müctehidlerin çoğunluğuna göre mekruh kabul edilmiştir.516 Çünkü Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Bu vakitte kılınan namaz münafıkların namazıdır. Münafık oturup güneşi bekler. Güneş şeytanın iki boynuzu arasına girdiği (batmaya yüz tuttuğu) zaman, çabuk olarak ikindiyi dört rekât kılar, Allah’ı çok az anar.”517

d) Akşam Namazı

Akşam namazının vakti, güneş battığı an başlar. Bu konuda mezhepler arasında hiçbir ihtilaf yoktur. Ancak mezhepler, akşam namazının diğer namazlarda olduğu gibi geniş bir vaktinin olup olmadığında ise ihtilaf etmişlerdir.518

Şâfiîlerde meşhur olmayan bir görüşe göre, akşam namazının tek vakti vardır. O da; güneşin batmasının tamamlanmasından, abdest almak, avret yerlerini örtmek, ezan okumak, kamet getirmek ve uzun olmamak kaydıyla beş rekât namaz kılmak için geçen zaman dilimini kapsar.519 Bu beş rekâtlık namaz, akşam namazının farzıyla, akşam namazından sonra kılınan iki rekâtlık sünneti içerir.520 Şâfiîlere göre kişi namazı, bu belirtilen vakitten daha sonraya bırakırsa, isyan etmiş sayılır. Kıldığı namaz da kaza namazı olmuş olur. Bu görüş İmam Şâfi’nin kavl-i cedîdinde geçmektedir.521

Malikilere göre ise yukarıda belirtilen vakit, ihtiyârî vakti yani sıhhatli bir kişinin akşam namazını kılabileceği vakti ifade etmektedir. Malikilere göre bu vakitten sonraya geciktirilen namaz eda edilmiş sayılsa dahi kişi günah işlemiş kabul edilir.522 Malikilerden gelen bir rivayete göre de akşam namazının ihtiyari vakti, kırmızı şafağa kadar sürer. Ancak bu görüş zayıf bir görüştür.523

515 Nevevî, a.g.e, III, 30.
516 Serahsi, a.g.e, I, 144.
517 Malik, Muvatta’, Kur’an, 46.
518 İbn Rüşd, a.g.e, I, 182; İbn Kudâme, a.g.e, I, 381.
519 Gamrâvî, a.g.e, s. 67; Mâverdî, a.g.e, II, s. 19-22.
520 Gamrâvî, a.g.e, s. 24.
521 Celâleddin Muhammed, a.g.e, s. 42; Gamrâvî, a.g.e, s. 67; Remlî, a.g.e, I, 365-368.

Şâfiîlerde kabul edilen görüşe göre akşam namazının vakti, kırmızı şafağın kaybolmasına kadar devam eder. Bu vakit çıkmadıkça da kılınan namaz kaza namazı olmaz. Bu görüş ise İmam Şâfi’nin kavl-i kadîminde geçmektedir.524 Caferi525, Hanbeli526, Hanefilerden Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre de akşam namazının vakti, kırmızı şafağın kaybolmasıyla çıkmaktadır. Esed b. Amr, bu görüşe Ebu Hanife’nin de katıldığını rivâyet etmektedir.527 Fetva da bu görüşe göre verilmiştir.528 Ancak İbn Hümâm (ö.861/1456), Fethü’l Kadîr’de bu görüşün Ebû Hanife’den gelen açık rivâyetlere ters düştüğünü ifade etmektedir.529

Akşam namazının vaktinin geniş olup olmadığı konusundaki bu tartışmanın sebebi, Cebrâil (a.s)’ın imamet hadisinin, “Akşamın vakti, şafak (ufuktaki aydınlık) kayboluncaya kadar devam eder.”530 hadisiyle çelişmesidir. Cebrâil’in Peygamberimize imamlık yaparak namaz vakitlerini öğrettiği bildirilen rivayetlerin hepsinde, Cebrâil’in her iki günde de akşam namazını ilk vakitte kıldırdığı bildirilmektedir.531 Akşam namazının vaktinin dar olduğunu savunanlar Cibril hadisleriyle, vaktinin geniş olduğunu savunanlar ise, akşam namazının son vaktinin şafağın kaybolması olduğunu ifade eden hadislerle amel etmişlerdir.532

Cumhur akşam namazının bittiği anı gösteren şafağın kırmızı şafak olduğunu söylemelerine rağmen Ebu Hanife’den geldiği kabul edilen görüşe göre ise şafak, güneş battıktan sonra batı ufkundaki kızıllıktan sonra meydana gelen beyazlıktır. Şafak hakkındaki bu tartışmanın ana sebebi, şafak kelimesinin Araplarda hem kızıllığı hem de beyazlığı ifade eden bir kelime olmasından kaynaklanmaktadır.533

522 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 160-170; Ezherî, a.g.e, I, 32-33; Ali el- Adevî, a.g.e, I, 212-213;
Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 133-134.
523 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 160-161.
524 Celâleddin Muhammed, a.g.e, s. 42; Muhammed Zühri el-Gamrâvî, a.g.e, s. 67; Cezîrî, a.g.e, I,
186,187; Remlî, a.g.e, I, 365.
525 Humeyni, a.g.e, s. 46. İlgili rivayetler için bk. el-Huseyni’l-Âmilî, a.g.e, III, 126-134; 145-147.
526 Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 151; İbn Kudâme, Muğnî, I, 381-382.
527 Kâsânî, a.g.e, I, 569; İbn Nüceym, a.g.e, I, 258; İbn Hümam, a.g.e, I, 154-155; Serahsi, a.g.e, I,
144-145; Mevsîlî, a.g.e, I, 39; Nevevî, a.g.e, III, 44-45; Vehbe Zuhaylî, a.g.e, I, 510-511.
528 Komisyon, Fetava’l-Hindiyye, I, 51.
529 İbn Nüceym, a.g.e, I, 258; İbn Hümam, a.g.e, I, 155.
530 Müslim, Mesâcid, 171, 174; Nesâî, Mevâkît, 15; İbn Hanbel, II, 210, 213, 223.
531 İbn Hanbel, I, 333, 354; Ebû Dâvud, Mevâkît, 2 (No:393); Tirmizî, Mevâkît, 1 (No:149);
Başka bir rivayet için bk; Nesâî, Mevâkît, 10, 15, 17 (I, 255, 261, 263); İbn Hanbel, III, 330;
Tirmizî, Mevâkît, 1 (no:150); bir başka rivayet için bk.; İbn Hanbel, II, 232; Tirmizî, Mevâkît,
1 (No:151); Nesâî, Mevâkît, 6 (I, 249); Mâlik, Vukût, 9 (I, 8).
532 İbn Rüşd, a.g.e, I, 182; İbn Kudâme, a.g.e, I, 381.
533 İbn Rüşd, a.g.e, I, 183.

Cumhurun şafak hakkındaki görüşü, insanlar için daha ruhsatlıdır ve genişliktir. İmâm-ı Azâm’ın görüşü ise, ihtiyata daha uygundur.534

e) Yatsı Namazı

Yatsının vakti, Şâfiî, Maliki, Hanbeli ve Hanefîlerde fetvaya esas olan görüşe göre, batı ufkunda kırmızı şafağın kaybolduğu andan itibaren başlar535 ve ikinci fecrin doğmasına kadar devam eder. İkinci fecir doğunca yatsının vakti çıkmış olur. Bu, Hanefiler dışındaki üç Sünni mezhebin ihtiyârî ve zarûrî vakit anlayışlarını bir bütün halinde değerlendirdiğimizde mümkündür.536

Şâfiî, Maliki ve Hanbeli Mezheplerinde kabul edilen görüşe göre, yatsı namazının ihtiyârî vaktinin yani hiçbir özrü bulunmayan sıhhatli kişinin yatsı namazını kılabileceği vaktin sonu, gecenin ilk üçte birine kadardır.537 Ancak İmam Şâfiî, İbn Hanbel ve Malikilerden gelen bir rivayete göre, yatsı namazının ihtiyârî vakti gece yarısına kadar devam etmektedir.538 Malikilerden yatsı namazının ihtiyarî vaktinin fecrin doğuşuna kadar devam ettiğini kabul edenler de vardır.539

534 Komisyon, Fetavây’ı-Hindiye, I, 51; İbn Nüceym, a.g.e, I, 259.
535 “Yurdumuzda yaygın yanlış bilgiye dayanan yanlış tatbikat görülmektedir. Bazı
bölgelerde yaz-kış her zaman yatsı namazının akşamdan bir buçuk saat sonra
kılınabileceği zannedilmektedir. Bu, Hicaz bölgesinde ve yakın çevresinde böyle olduğu
halde daha kuzeyde kalan yurdumuzda mevsimlere göre bu aralık büyük farklılıklar
göstermektedir. Akşam ile yatsının arasının iki saati geçtiği mevsimler ve bölgelerimiz
vardır. Bu bölgelerde akşamdan birbuçuk saat sonra yatsı kılınırsa vakti girmeden
kılınmış olur.” bk. Karaman, Hayreddin, a.g.e, I, 102.
536 Zeylai’, a.g.e, I, 219; Celâleddin Muhammed, a.g.e, s. 43; Remlî, a.g.e, I, 369-371; Mâverdî,
a.g.e, II, 23-25.
537 Nevevî, a.g.e, III, 49; Cezîrî, a.g.e, I, 184; Ezherî, a.g.e, I, 33; El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 163;
Ali el-Adevî, a.g.e, I, 213; İbn Kudâme, El-Kâfi, I, 96-97; İbn Kudâme, Muğnî, I, 384.
538 Nevevî, a.g.e, III, 49; Ali el-Adevî, a.g.e, I, 213; El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 164; Mecdüddîn
Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Şemsüddîn el-Makdisî, a.g.e, I, 302.
539 Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, s. 134.

Şâfiîlerden gelen zayıf bir görüşe göre ise, gecenin üçte biri veya yarısı geçince yatsı namazının vakti biter ve bundan sonra kılınacak namaz ise kaza olur.540

Yatsı namazının ihtiyârî vaktinin gecenin ilk üçte birine kadar devam ettiğini veya vaktinin gecenin ilk üçte birinde bittiğini savunanların delilleri Cibril hadisleridir. Bu hadislerde Cebrâil’in Peygamber (s.a.s) efendimize ikinci gecede yatsı namazını gecenin ilk üçte birinin bittiği sırada kıldırdığı rivayet edilmektedir.541

Yatsı namazının ihtiyârî vaktinin gece yarısına kadar devam ettiğini veya yatsı namazının vaktinin gece yarısında bittiğini savunanların delilleri ise, Enes b. Mâlik (ö.90/709) kanalıyla gelen şu hadistir; “Allah Rasülü (s.a.s) bir gece yatsı namazını gece yarısına kadar yahut gece yarısının hemen hemen çıkmasına kadar bekletti. Sonra cemaate çıkıp şöyle buyurdu: “İnsanlar kıldılar ve yattılar. Size gelince, namaz için beklediğiniz sürece namazda gibi sevap kazanmaya devam ettiniz.”542

Yatsı namazının vaktinin, sabah namazının vaktinin başlangıcı olan fecr-i sadığa kadar devam ettiğini savunanların delilleri ise Ebû Katâde (ö.674/1274)’nin rivayet etmiş olduğu şu hadisidir:

“Uyku halinde kusur yoktur. Kusur ancak, diğer namazın vakti girinceye kadar namazı kılmayandadır.”543 Bu hadis, sabah namazı dışında, her namaz vaktinin diğer namaz vakti girinceye kadar devam ettiğini açıkça göstermektedir.544

540 Nevevî, a.g.e, III, s. 49.
541 İbn Hanbel, I, 333, 354; Ebû Dâvud, Mevâkît, 2 (No:393); Tirmizî, Mevâkît, 1 (No:149);
Başka bir rivayet için bk.; Nesâî, Mevâkît, 10, 15, 17 (I, 255, 261, 263); İbn Hanbel, III, 330;
Tirmizî, Mevâkît, 1 (no:150); bir başka rivayet için bk.; İbn Hanbel, II, 232; Tirmizî, Mevâkît,
1 (No:151); Nesâî, Mevâkît, 6 (I, 249); Mâlik, Vukût, 9 (I, 8).
542 Buhârî, Mevâkît, 25; Nesâî, Mevâkît, 21.
543 Müslim, Mesâcid, 311.
544 İbn Rüşd, a.g.e, I, 184-185; İbn Kudâme, a.g.e, I, 384-385.

2. Namaz Vakitlerinde Özel Durumlar (Zarûret Vakti)

Malikiler ve Hanbeliler, vakitleri, ihtiyari ve zaruri olarak iki kısma ayırmaktadırlar. Namazların zaruri vakti, ihtiyari vaktinin bitiminden sonra başlar. Bu iki vakit arasında da hiçbir fasıla yoktur.545 Malikiler bütün namazların zarûrî vaktinin olduğu görüşündeyken, Hanbelilere göre, sadece sabah, ikindi ve yatsı namazlarının zarûrî vakti vardır. Öğle ve akşam namazlarına gelince bunların zarûrî vakitleri yoktur.546 Şâfiîler ise, bütün namazlarda vaktin sonunu zarûret vakti kabul etmektedir.547

İhtiyârî vakit, yükümlünün o vakit içinde edâ etme serbestisine sahip olduğu bir zamandır. Zaruri vakit ise isminden de anlaşılacağı üzere, bazı olağanüstü durumlardan dolayı ortaya çıkan bir vakittir. Namaz kılan bir şahıs, namazını özürsüz bir şekilde zaruri vakte kadar geciktirirse, kıldığı namaz, eda dahi olsa, günah işlemiş sayılır.

Malikilere göre hiçbir özrü bulunmayan sağlıklı bir kişi; ihtiyari vakitte namazın bir rekâtına kavuşur da bundan sonra ihtiyârî vakit çıkıp geri kalan kısmını zarûrî vakitte tamamlayacak olursa günahkâr olmaz. Ama ihtiyârî vakitte bir rekâtını tamamlayamayacak olursa, bu namazın tümünü ister zarûrî vakitte kılsın, ister bazısını zarûrî vakitte, bazısını da zarûrî vaktin çıkmasından sonra kılsın yine günahkar olur.548 Ancak Hanbelilere ve Şâfiîlere göre, namazın bir cüzüne, örneğin bir iftitah (başlangıç) tekbirine dahi ihtiyârî vakitte yetişen kimse o namaza yetişmiş sayılır.549

Namazları zarûrî vaktine bırakmayı mümkün kılan zarûret halleri ise şunlardır:

Kafirin Müslüman olması, çocuğun buluğa ermesi, hayızlı bayanın hayız halinden temizlenmesi, akıl hastasının iyileşmesi, bayılan şahsın ayılması halleri,

545 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, s. 169; Ezherî, a.g.e, I, s. 33.
546 Şemsüddîn el-Makdisî, a.g.e, I, 301-302; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Takiyyüddîn
el-Futûhî, a.g.e, I, 151; İbn Kudâme, Muğnî, I, 381-382; İbn. Kudâme, El-Kâfi, I, 96-97.
547 Mâverdî, a.g.e II, 33; Gamrâvî, a.g.e, s. 67-68.
548 Cezîrî, a.g.e, I, 181; El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 170; Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 151;
Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Şemsüddîn el-Makdisî, a.g.e, I, 301.
549 İbn Kudâme, Muğnî, I, 377-378; Gamrâvî, a.g.e, s. 66-68; Cezîrî, a.g.e, I, 186,187.

Şâfiî, Maliki, Hanbeli ve Caferi Mezheplerine göre ittifakla kabul edilen zaruret durumlarını oluşturur. Hanbeli ve Maliki fıkıhçıları, uykuda ve gaflette olan kişiyi de zaruret sahibi kabul etmişlerdir. Ayrıca Malikilerde, namaza başlarken gerekli olan temizlik için ihtiyari vakitte su veya toprak bulamayıp da zaruri vakitte bulan kişi de zaruret sahibidir.550

Şâyet bu kişiler güneş batmadan önce, Hanbelilere göre bir iftitah tekbiri alabilecek kadar, Şâfiîlere göre bir rekât, Malikilere göre beş rekat namaz kılabilecek kadar bir zamana yetişmiş olurlarsa, hem öğlen namazını hem de ikindi namazını kılmaları gerekir. Fecir doğmadan Hanbelilere göre bir iftitah tekbiri alabilecek kadar, Şâfiîlere göre bir rekât, Malikilere göre beş rekat namaz kılabilecek kadar bir zamana bu sayılan şahıslar yetişirse, hem akşam namazını hem de yatsı namazını kılmaları gerekir. Hanefilere göre ise, bu kişilerin sadece o vaktin namazını kılmaları yeterlidir. Hanefilerin bu görüşü, cem’i kabul etmemelerinin doğal bir sonucudur.551 Malikilerin, ikindinin veya yatsının sonundan beş rekat namaz kılabilecek bir zamana yetişebilmeyi şart koşmalarının sebebi, açıklayacağımız üzere ikindi ve yatsı namazlarının sonunda, o namazlara özel bir vaktin var olduğunu savunmalarından kaynaklanmaktadır.

a) Sabah Namazı

Şâfiî, Maliki ve Hanbeliler, sabah namazının vaktinin fecr-i sâdığın doğmasından güneş doğuncaya kadar devam ettiğini savunmalarına rağmen, ortalığın aydınlanmasından güneşin doğmasına kadar olan sürenin zaruret sahibikimselere has olduğunu düşünmektedirler.552 Malikilerden bir grup ise sabah namazının zarûrî vaktinin olmadığı görüşündedir.553

550 Maliki Kaynakları; El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 170-171; Ali el-Adevî, a.g.e, I, 220; Ahmed
Zeydânî, a.g.e, I, 137-138; Ezherî, a.g.e, I, 34-35; Cezîrî, a.g.e, I, 182. Hanbeli Kaynakları; İbn
Kudâme, Muğnî, I, 377-378; 396-397; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 29; Takiyyüddîn el-
Futûhî, a.g.e, I, 156. Şafi Kaynakları; Mâverdî, a.g.e, II, s. 33. Caferi Kaynakları; El Hüseyni’l
Âmilî, a.g.e, I, 24; Ali Tusi, Ebu Cafer Şeyhüttaife Muhammed b. Hasan b. (ö.460/1067);
Mebsût fi fıkhi’l-imamiyye, thk. Seyyid Muhammed Keşfi, Tahran, El-Mektebetü’l-
Murtezaviyye, 1967, I, 72.
551 Mâverdî, a.g.e, II, 33; Gamrâvî, a.g.e, s. 66-68; Cezîrî, a.g.e, I, 186,187; İbn Kudâme, Muğnî,
I, 396-397; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 29; Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 156.
552 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 164-165; Şemsüddîn el-Makdisî, a.g.e, I, 303.
553 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 164-165; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 134-135; Şemsüddîn el-Makdisî,
a.g.e, I, 303; Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 152.

b) Öğle ve İkindi Namazı

Öğle namazının zarûret vaktinin olmadığını kabul eden Hanbeliler, ikindi namazının zarûret vaktinin ise, her şeyin gölgesinin kendisinin iki misli olmasından sonra başlayıp gün batımına kadar devam ettiğini savunmaktadırlar.554

Malikilerden gelen bir rivayete göre, öğle ve ikindi namazlarının zaruri vakti, her şeyin gölgesinin fey-i zeval hariç bir boy olmasından itibaren başlayıp güneşin batmasına ikindi namazı kılabilecek bir zamana kadar devam eder.555 Vaktin sonunda ikindi namazına özel bir vaktin olmadığını söyleyen âlimler de vardır.556

Bidâyetü’l-Müctehid’de İmam Mâlik’ten şöyle bir görüş daha nakledilmektedir: Öğle namazı vaktinin başından, öğle namazını kılabilecek kadar bir zaman öğle namazı için özel; ikindi namazının sonundan ise ikindi namazı kılabilecek kadar bir zaman ikindi namazı için özel vakittir. Bu iki vakit arasındaki bütün zaman öğle ve ikindi namazlarının ortak kılınabilecek zamanını oluşturur.557 Bu belirtilen son görüş Caferi Mezhebindeki özel ve ortak vakit inanışına tam olarak uymaktadır. Ancak bu iki namaz, mutlaka tertip üzere kılınmalıdır. Yani önce öğle namazı kılınmalı, daha sonra ikindi namazı .558

Malikiler, bu belirtilen ortak vaktin sadece zarûret sahibi kimselere özel olduğunu savunmalarına rağmen, Caferiler, bu ortak vakit içinde namazı kılmanın özür ve zaruret sahipleri için mi yoksa özür ve zaruret sahibi olmayan kişiler için mi geçerli olduğunda ihtilaf etmişlerdir. Ancak mezhepte genel kabul, bu vaktin özür ve zaruret sahipleri için özel olduğu yönündedir. Günümüzde ise bu müşterek vakitte namazları özür ve zarûret sahibi olmadığı halde cem etmek, mezhepte uygulana gelen bir alışkanlık halini almıştır.559

554 Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 151; Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Şemsüddîn el-
Makdisî, a.g.e, I, 301; İbn Kudâme, el-Kâfî, I, 96; Cezîrî, a.g.e, I, 183.
555 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, 169; Ezherî, a.g.e, I, 33; Ali el-Adevî, a.g.e, I, 217; Ahmed Zeydânî,
a.g.e, I, 136; Muhammed Cevat Muğniyye, a.g.e, s. 80; Cezîrî, a.g.e, I, 183.
556 Ezherî, a.g.e, I, 33; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 136.
557 İbn Rüşd, a.g.e, I, 187-188.
558 Ali Tusi, Mebsût, I, 72; Humeyni, a.g.e, s. 46-47; Muhammed Cevad Muğniyye, a.g.e, s. 79;
Üzüm, İlyas, a.g.e, s. 294-295. el-Huseyni’l Âmilî, a.g.e, III, 26-42; 37-42.
İlgili rivayetler için bk. el-Huseyni’l- Âmilî, a.g.e, III, 91-96; Ali Tûsî, a.g.e, I, 245-262.
559 Humeyni, a.g.e, s. 46-47; Ali Tusi, Mebsût, I, 72-74.

Caferilere göre zarûret sahiplerini biraz önce açıklamıştık. Caferilere göre özür durumları ise; yolculuk hali, yağmur yağması, hastalık, dini ve dünyevi işlerde terki kişiye zarar veren meşguliyetlerdir.560 Dikkat edilirse Caferilerin kabul etmiş oldukları özür halleri, Sünnî mezheplerin bir kısmına göre namazları cem yapma sebebi olarak kabul edilmektedir. Namazların birleştirilmesi konusunu açıklarken görüleceği üzere Şâfiî, Maliki ve Hanbelilere göre, yolculuk hali ve yağmur yağması, cem yapmayı mübah kılan sebeplerdendir. Hastalık, dini ve dünyevi işlerde terki kişiye zarar veren meşguliyetler ise, Maliki ve Hanbelilerce özür sayılmaktadır.

Maliki Mezhebindeki ortak vakit inanışı, namazların cem’i ile ilgili hadislerden ortaya çıkmışken; Caferi Mezhebindeki ortak vakit inanışı, cem ile ilgili rivayetlerin yanında Şii hadis kaynaklarında var olan rivayetlerin bir kısmının Sünni hadis kaynaklarındaki hadislerden farklı olmasından meydana gelmiştir. Bu rivayetlerden birine örnek verecek olursak;

Cafer-i Sâdık şöyle demiştir: “Güneş batıya yöneldiği zaman öğle namazının vakti girmiştir. Ta ki, bir namaz kılanın dört rekâtlık bir namaz kılabileceği bir süreye kadar. Bu sürenin geçmesinden sonra öğle ve ikindinin vakti girmiştir. Ta ki, güneşin batmasına bir namaz kılanın dört rekâtlık bir namaz kılacağı bir süre kalıncaya kadar. Güneşin batmasına sadece bu kadar bir süre kalınca artık öğle namazının vakti çıkmış ve güneş batıncaya kadar sadece ikindi namazının vakti kalmıştır.”561

560 el-Hüseyni’l Âmilî, a.g.e, I, 24; Ali Tusi, Mebsût, I, 72.
561 el-Huseyni’l- Âmilî, a.g.e, II, 92.

c) Akşam ve Yatsı Namazı

Malikiler, akşam ve yatsı namazı için ayrı ayrı zarûret vakti belirlemişlerdir. Akşam namazının zarûrî vakti; güneşin batmasının tamamlanmasından, abdest almak, avret yerlerini örtmek, ezan okumak, kamet getirmek ve uzun olmamak kaydıyla beş rekât namaz kılmak için geçen zaman diliminin peşi sıra başlar ve fecrin doğuşuna bir yatsı namazını eda edebilecek bir zaman kalana kadar devam eder.562 Hanbeliler ise, akşam namazının zarûrî vaktinin olmadığı kanaatindedirler.

Yatsı namazının zarûrî vakti, Maliki ve Hanbelilerin ortak kabulüyle, gecenin üçte birinden başlayıp, fecr-i sadığın doğmasına kadar devam eder.563

Caferiler, özür ve zarûret sahibi olanlarla olmayanlar için akşam ve yatsı namazının ortak vakitlerini ayrı ayrı belirlemişlerdir.

Özür ve zaruret sahibi olmayanlar için akşam ve yatsı namazlarının ortak vaktini şöyle belirtmek mümkündür: Güneşin batması anından, akşam namazını kılabilecek kadar zaman akşam namazının özel vaktini oluşturur. Gecenin yarısına, bir yatsı namazını kılabilecek kadar süre ise, yatsı namazının özel vaktidir. Bu iki vakit arasında kalan süre ise, akşam ve yatsı namazının ortak vaktidir.564 Mezhep içerisinde bu vaktin özür ve zaruret sahibi olanlar için vakit olduğunu ifade eden âlimler de vardır.565

Özür ve zaruret sahibi olanlar için akşam ve yatsı namazlarının müşterek vakti ise şu şekildedir: Gecenin yarısından bir akşam namazı kılabilecek kadar bir zaman akşam namazının özel vaktidir. Fecr-i sadığın doğmasına bir yatsı namazı kalacak kadar bir zaman ise, yatsı namazına özeldir. Bu iki vakit arasında kalan zaman ise, akşam ve yatsı namazlarının bu kişiler için ortak vaktini oluşturur.566 Mezhep içerisinde böyle bir vaktin varlığını kabul etmeyenler ve zaruret sahipleri için vaktin, gecenin yarısında son bulduğunu söyleyen âlimler de vardır.567

562 El-Habib b. Tâhir, a.g.e, I, s. 169; Ali el-Adevî, a.g.e, I, 218; Ezherî, a.g.e, I, 33; Ahmed
Zeydânî, a.g.e, I, 133-136; Cezîrî, a.g.e, I, 184; İbn Rüşd, a.g.e, I, 188.
563 Hanbeli Kaynakları; Şemsüddîn el-Makdisî, a.g.e, I, 302; İbn Kudâme, El-Kâfi, I, 97;
Mecdüddîn Ebûl-Berekât, a.g.e, I, 28; Takiyyüddîn el-Futûhî, a.g.e, I, 152; Maliki Kaynakları;
Ali el-Adevî, a.g.e, I, 217-218; Ezherî, a.g.e, I, 33; Ahmed Zeydânî, a.g.e, I, 134; Cezîrî, a.g.e,
I, 184.
564 Ali Tusi, Mebsût,, I, 75; Humeyni, a.g.e, s. 46; Muhammed Cevad Muğniyye, a.g.e, s. 80-81;
el-Huseyni’l Âmilî, a.g.e, III, 42-51.
565 Ali Tusi, a.g.e, I, 75.
566 Humeyni, a.g.e, s. 46; Muhammed Cevad Muğniyye, a.g.e, s. 81.
567 Ali Tusi, el-Mebsût, I, 75.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>