FARZ, VACİP, SÜNNET VE NAFİLE NAMAZLAR

NAMAZ ÇEŞİTLERİ

Hanefiler dışındaki çoğunluk, vacib hüküm katagorisini kabul etmedikleri için, namazı genel olarak farz ve nafile şeklinde iki gruba ayırmışlardır.

Hanefilerde ise birbirinden farklı tasniflerin olduğundan söz edilir. Nafile namazları, sünnet namazların dışında ayrı bir bölümde ele alan kimi fakihler namazları; a) Farz namazlar, b) Vacib namazlar, c) Sünnet namazlar, d) Nâfile namazlar olmak üzere dört gruba ayırmışlardır. Bu taksime göre sünnet namazlar, vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetleri (revâtib) ifade etmekte, nafile namazlar ise, düzenli olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazları (regâib) ifade etmektedir.

Diğer bir tasnife göre namazlar; a) Allah’ın farz kıldığı (mektûbe) namazlar, b) Hz. Peygamberin sünnetiyle sabit olan (mesnûn) namazlar, c) Nafile namazlar olmak üzere üç çeşittir. Hz. Peygamber’in sünnetiyle sabit olan namazlar da vâcib olan ve vâcib olmayan kısımlarına ayrılır.

En doğru ve yaygın gruplamaya göre ise namazlar, a) farz, b) vacib, c) nafile olmak üzere üç çeşittir. Biz de tezimizde konuları işlerken bu tasnife göre hareket edeceğiz.189

A. FARZ NAMAZLAR

Sabit oluşu ve delâleti kesin olan bir delile dayalı emir “farz” ifade eder ve yükümlüden, mutlaka yerine getirmesi istenir. Farz olan namazlar, kitap, sünnet ve icma ile sabit olmuştur ve yerine getirmeyen ahirette azapla karşılaşır. İnkâr eden dinin dışına çıkar. Farz olan namazlar, aynî farz (farz-ı ayn) ve kifâî farz (farz-ı kifâye) olmak üzere kendi içerisinde ikiye ayrılır.

Farz-ı ayn olan namazlar, Şari’in, teker teker her mükellefin yerine getirmesini istediği veya peygamberlere farz olup ümmete farz olmayan durumlarda olduğu gibi Allah’ın tek şahıstan yapmasını kesin olarak istediği davranışlardır. Allah (c.c)’nun yükümlülük çağında olan her müslümandan ayrı ayrı yerine getirmelerini istediği farz-ı ayn; her gün beş vakit namaz ve her hafta Cuma günleri kılınan Cuma namazı olmak üzere kendi içerisinde ikiye ayrılır.190

Günlük farz namazlar: sabah namazı iki, öğle namazı dört, ikindi namazı dört, akşam namazı üç, yatsı namazı dört rekât olmak üzere toplam 17 rekâttır. Cuma namazı ise, Cuma günü öğle namazının vaktinde cemaatle kılınan ve farz olan kısmı iki rekât olan bir namazdır. Cuma namazı kılınca ayrıca öğle namazı kılınmaz.191

189 Komisyon, İsam İlmihâli, I, 223-225; Döndüren, a.g.e, s. 277; Cezirî, Abdurrahmân, a.g.e, I,
236.
190 Kâsânî, a.g.e, I, 454,455.
191 Döndüren, a.g.e, s. 276; İsam İlmihâli, I, 223; Bilmen, Ömer Nasuhi, Büyük İslam İlmihâli,
İstanbul 1985, s. 106.

Farz-ı kifâye ise, yükümlülük çağında olan Müslümanlara, ayrı ayrı değil topluca emredilen fiillerdir. Bir kısım müslümanlar bunu yerine getirince diğerleri sorumluluktan kurtulur. Cenaze namazı böyledir. Sevap ve fazileti namazı kılanlar elde etmiş olurlar. Fakat hiç kimse bu namazı kılmazsa, o yerleşim birimindeki toplum bundan sorumlu olur.192

B. VÂCİB NAMAZLAR

Sübut yönünden kesin, fakat delâlet bakımından zannî olan delile dayalı emirler vâcib hükmündedir. Bu, Hanefilerin benimsediği bir prensiptir. Diğer mezheplerde farz ile vacib aynı anlamda kullanılır. Onlara göre bir şey farz değilse sünnettir. Vacibin işlenmesine sevap, terkine azap vardır. Vacibi inkâr eden dinden çıkmaz, fakat sapıklıkta kalmış sayılır.

Vâcib namazlar, vacib oluşu kulun fiiline bağlı olmayan (li-aynihî) vacib ve vacib oluşu kulun fiiline bağlı olan (li-gayrihî) vacib olmak üzere iki kısımdır. Vitir namazı ile ramazan ve kurban bayramı namazları kulun fiiline bağlı olmayan vacibe, adak namazı, bozulan nafile namazın kazası ise, kulun fiiline bağlı olan vacibe örnek olarak verilebilir.193

C. NÂFİLE NAMAZLAR

Farz ve vacib olan namazların dışındaki namazlara nâfile namazlar denir ve yaygın olarak mendub, müstehap ve tatavvu olarak da adlandırılır. Nâfile namazlar revâtib (bir vakti bulunan) ve regâib (vakte bağlı olmayan) olmak üzere ikiye ayrılır. Revâtib namazlar, beş vakit farz namazdan önce veya sonra düzenli olarak kılınan sünnetleri ifade etmektedir.

192 Abdü’l-Hamit MahmudTahmâz, El-Fıkhu’l-Hanefî, Beyrut 1998/1419, I, 169; Döndüren,
a.g.e, 277; İsam İlmihâli, I, 224; Ateş, Süleyman, Yeni İslam İlmihâli, Ankara 1983, s. 185.
193 Abdü’l-Hamit, a.g.e, I, 169; Döndüren, a.g.e, 277; İsam İlmihâli, I, 224.

Revâtib namazlar da kendi içerisinde müekked olan müekked olmayan şeklinde iki kısma ayrılır. Müekked sünnet, kuvvetli sünnet demektir. Hz. Peygamberin sürekli yapıp bazen terk ettiği sünnetleri ifade eder. Sabah namazından önce kılınan iki, öğle namazından önce kılınan dört ve sonra kılınan iki, akşam namazından sonra kılınan iki ve yatsı namazından sonra kılınan iki rekâtlık sünnetler müekked sünnettirler.

Gayr-i müekked sünnetlere gelince, Hz. Peygamberin sürekli olarak kıldığına kesin delil bulunmayan sünnetlerdir. Bu sünnetlere mendub, müstehap adı da verilmektedir. Bu namazlar ise, ikindi namazından önce kılınan dört ve yatsı namazından önce kılınan dört rekâtlık sünnetlerdir.194

Revâtib sünnetler dışındaki nâfile namazlar ise regâib adını alır. Bunlar, Hz. Peygamberin uygulamalarına dayanılarak belirli zamanlarda veya bazı vesilelerle kılınan ya da kişinin kendi isteğiyle herhangi bir zamanda Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak amacıyla kıldığı namazlardır. Bunlar gönüllü olarak kendiliğinden kılındığı için tatavvu (gönüllü) namazlar da denir. Teheccüd namazı, kuşluk (duhâ) namazı, istihâre namazı, yağmur namazı, husûf namazı, küsûf namazı, tahiyyetü’l-mescid namazı, tövbe namazı, evvâbîn namazı, tesbih namazı, ihrama giriş namazı, yolculuğa çıkış ve yolculuktan dönüş namazı, hâcet namazı, abdest ve gusülden sonra kılınan namazlar regâib türünden nafile namazlardır.195

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>